NEDEN GÜÇBİRSEN?

 

“Neden başka bir sendika değil de GÜÇBİRSEN’e üye olayım?” sorusunun cevabını, başka bir sendikayı eleştirmek üzerinden değil; sendikacılığın Türkiye’deki anayasal, yasal ve kurumsal konumunu ve GÜÇBİRSEN’in bu alanda ortaya koyduğu farklılığı doğru tarif ederek vermek gerekir.

 

Öncelikle şunu ifade edelim; sendika tercihi, yalnızca bir toplu iş sözleşmesinden yararlanma tercihi değildir. Sendika üyeliği, çalışanın çalışma hayatındaki hak ve menfaatlerinin hangi örgütsel irade tarafından, hangi temsil anlayışıyla ve hangi hukuki perspektifle savunulacağını belirleyen demokratik bir tercihtir. Anayasa’nın 51. maddesi ile güvence altına alınan sendika hakkı ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun oluşturduğu sendikal düzen, çalışana yalnızca örgütlenme hakkı vermemekte; aynı zamanda kendi iradesi doğrultusunda sendikasını seçme ve değiştirme özgürlüğü tanımaktadır. Bu nedenle bir çalışanın “Hangi sendikada kendimi daha doğru temsil edilmiş hissediyorum?” sorusunu sorması, sendikal hayatın özünü oluşturan demokratik bir haktır.

 

GÜÇBİRSEN tam da bu anayasal ve demokratik zeminde ortaya çıkmıştır. Sendikamızın kuruluş gerekçesi, sektörde başka bir sendikanın bulunmaması değildir; aksine, mevcut sendikal yapılar içerisinde çalışanların sesinin yeterince duyulmadığı, maddi ve manevi taleplerinin yeterince karşılık bulmadığı ve sendikal seçme-seçilme hakkının geniş bir çalışan kitlesine etkin biçimde yansımadığı yönündeki tespitlerdir. 2024 yılında temelleri atılan ve 2025 yılında 450 emekçinin desteğiyle resmen kurulan GÜÇBİRSEN, başta Ziraat Bankası çalışanları olmak üzere Türkiye’deki kamu ve özel banka, finans ve sigorta çalışanlarının daha güçlü, daha katılımcı ve daha doğrudan temsil edilmesi iddiasıyla yola çıkmıştır. (gucbirsen.org.tr)

 

Bu noktada GÜÇBİRSEN’in “Hak, Emek, Dayanışma”, “Birlikte Güçlüyüz”, “Emeğin Gücü GÜÇBİRSEN”, “Hakkın İçin Birleş” ve “Sessiz Kalma, Gücüne Kat” şeklindeki mottolarını yalnızca iletişim sloganları olarak görmemek gerekir. Bunlar, sendikamızın temsil anlayışının birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Çünkü hak, ancak bilindiğinde ve hukuki zeminde takip edildiğinde gerçek bir güvenceye dönüşür; emek, ancak örgütlü olduğunda pazarlık gücü kazanır; dayanışma ise çalışanın bireysel olarak karşı karşıya kaldığı güç dengesizliğini kolektif bir hak arama kapasitesine dönüştürür. GÜÇBİRSEN’in “Bizim için unvanlar değil, emek önemlidir” yaklaşımı da tam olarak bu anlayışın sonucudur. Bankacılık sektöründeki görev ve unvan farklılıklarını çalışma organizasyonunun doğal bir sonucu olarak kabul ediyoruz; ancak sendikal temsil bakımından belirleyici olanın unvan değil, emeğin kendisi olduğunu savunuyoruz. (gucbirsen.org.tr)

 

Bu yaklaşım özellikle Ziraat Bankası gibi çok geniş ve farklı çalışma alanlarını bünyesinde barındıran bir kurum açısından önemlidir. Şubede çalışan personelin, genel müdürlük çalışanının, operasyon biriminde görev yapanın, bilgi teknolojileri çalışanının, yönetici veya yönetici olmayan personelin çalışma koşulları aynı olmayabilir; ancak adil çalışma koşulları, hukuki güvence, mesleki saygınlık, sosyal haklar ve insan onuruna yakışır bir çalışma hayatı bakımından hepsinin ortak bir zemini vardır. GÜÇBİRSEN’in farklı unvan ve pozisyonlardan çalışanların temsil edildiği, işveren vekillerinden oluşmayan bir sendikal yapı olma vurgusu bu nedenle önemlidir. Sendika, işyerindeki hiyerarşik yapının devamı değil; çalışanların ortak hak ve menfaatlerinin örgütlü temsil alanıdır. (gucbirsen.org.tr)

 

GÜÇBİRSEN’in ikinci temel farkı, sendikanın gerçek sahibinin çalışanlar olduğu anlayışıdır. Bu ifade bizim açımızdan sembolik değildir. Sendikal demokrasinin kurumsal karşılığıdır. Şeffaflık, demokratik yönetim, katılımcılık ve çeşitliliğin esas alınması; üyenin yalnızca aidat ödeyen veya toplu sözleşmeden yararlanan pasif bir unsur değil, sendikal iradenin asli sahibi olması anlamına gelir. Her üyeye seçme ve seçilme hakkının tanınması da bu nedenle teknik bir ayrıntı değil, sendikal demokrasinin temel koşullarından biridir. GÜÇBİRSEN’in kuruluş anlayışında, sendikanın belirli bir yönetici grubunun değil, banka, finans ve sigorta çalışanlarının ortak örgütlenmesi olması özellikle vurgulanmaktadır. (gucbirsen.org.tr)

 

Buradan “Gönüllü Ol ve Fark Yarat” anlayışına geliyoruz. GÜÇBİRSEN çalışanı yalnızca sendikaya katılmaya değil, sendikal hayatın öznesi olmaya davet ediyor. Çünkü modern sendikacılıkta temsil, çalışan adına sürekli konuşmakla sınırlı değildir; çalışanı karar alma, politika üretme, denetleme ve örgütlenme süreçlerine dahil etmektir. Dolayısıyla GÜÇBİRSEN’in büyüme modeli yalnızca üye sayısını artırmayı değil, bilinçli ve aktif bir üyelik kültürü oluşturmayı hedeflemektedir.

 

Bu anlayışın doğal sonucu ise çalışanlarla iç içe sendikacılıktır. GÜÇBİRSEN’in farkını ifade ederken özellikle üzerinde durduğumuz noktalardan biri budur. Sendikacılık yalnızca toplu iş sözleşmesi dönemlerinde ortaya çıkan veya masa başında yürütülen bir faaliyet değildir. Çalışanın günlük çalışma hayatında karşılaştığı sorunu, işyerindeki uygulamayı, görev ve sorumluluk değişikliklerini, çalışma yükünü, kariyer beklentisini ve hukuki tereddüdünü yerinde bilmek gerekir. GÜÇBİRSEN’in sahaya, çalışanla doğrudan temasa ve çalışanların gerçek sorunlarını dinlemeye verdiği önem, sendikal temsilin soyut değil somut bir zemine oturtulması anlamına gelmektedir. Sendikamızın güncel yayınlarında da “çalışanlarla iç içe sendikacılık” özellikle bir farklılık olarak ortaya konulmaktadır. (gucbirsen.org.tr)

 

Ancak bizim sendikacılık anlayışımız yalnızca ekonomik taleplerden de ibaret değildir. GÜÇBİRSEN; adil çalışma koşullarını, ekonomik ve sosyal hakları, insan onuruna yakışır çalışma hayatını ve dayanışmayı aynı bütünün parçaları olarak ele almaktadır. Bu yaklaşım, günümüz finans sektörünün çalışma gerçekliği açısından özellikle önemlidir. Dijitalleşme, otomasyon, yapay zekâ, performans sistemleri, iş yükünün yeniden dağılımı ve çalışma biçimlerindeki dönüşüm, geleceğin sendikal gündemini yalnızca ücret pazarlığından ibaret olmaktan çıkarmaktadır. GÜÇBİRSEN’in “teknoloji gelişirken sendikal faaliyetlerin de gelişmesi gerektiği” yönündeki yaklaşımı bu nedenle stratejik bir bakış açısıdır. Çalışanı yalnızca bugünkü hak kayıplarına karşı korumak değil, değişen çalışma hayatında yarının haklarını da bugünden konuşmak gerekir. (gucbirsen.org.tr)

 

Diğer taraftan bir sendikanın gerçek sınavı, yalnızca toplu sözleşme masasında değil, çalışanın bireysel bir hak ihlaliyle karşılaştığı anda ortaya çıkar. Haklı bir gerekçe olmaksızın fesih, çalışanın iradesi dışında gerçekleştirilen keyfi yer değişiklikleri veya sendikal faaliyet nedeniyle baskı ve görevlendirme gibi durumlarda çalışan, çoğu zaman tek başına ciddi bir güç asimetrisiyle karşı karşıya kalabilir. GÜÇBİRSEN bu nedenle hukuk mekanizmasını sendikal faaliyetin asli unsurlarından biri olarak konumlandırmakta; üyelerin karşılaştıkları hukuki sorunlarda destek verilmesini ve gerekli süreçlerin takip edilmesini açıkça ortaya koymaktadır. Sendikamızın hukuk birimi de bu yaklaşımı somut biçimde ifade etmektedir. (gucbirsen.org.tr)

 

Buradaki hukuki çerçeve son derece nettir. Sendikal özgürlük yalnızca bir sendikaya üye olma hakkı değildir; çalışanın sendikal tercihi nedeniyle ayrımcılığa uğramamasını, örgütlenme hakkının korunmasını ve sendikal faaliyetin güvence altında olmasını da içerir. GÜÇBİRSEN faaliyetlerini Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6356 sayılı Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu ILO sözleşmeleri çerçevesinde konumlandırmaktadır. Özellikle ILO’nun 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Sözleşmesi ile 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, sendikal özgürlüğün uluslararası hukuk bakımından temel referanslarıdır. GÜÇBİRSEN’in kendi hukuki bilgilendirmelerinde de bu normatif çerçeve açık biçimde esas alınmaktadır. (gucbirsen.org.tr)

 

Bu nedenle bana “GÜÇBİRSEN’e neden üye olmalıyım?” diye sorulduğunda bizim cevabımız, “Çünkü diğer sendikadan daha iyiyiz” şeklinde basit bir karşılaştırma değildir. Daha doğru ve daha kurumsal cevap şudur:

 

Çünkü GÜÇBİRSEN, çalışanı sendikanın nesnesi değil öznesi olarak gören bir sendikal model ortaya koymaktadır.

 

Çünkü biz sendikacılığı yalnızca toplu sözleşme dönemlerinde hatırlanan bir kurum olarak değil, çalışanın bütün çalışma hayatına eşlik eden bir hak ve dayanışma mekanizması olarak değerlendiriyoruz. Çünkü “Hak, Emek, Dayanışma” bizim için birbirinden kopuk üç kavram değil; hukuki hak bilgisi, örgütlü emek ve kolektif dayanışmanın oluşturduğu sendikal bütünlüktür. Çünkü “Birlikte Güçlüyüz” derken yalnızca sayısal çoğunluğu değil, ortak iradeyi ifade ediyoruz. Çünkü “Emeğin Gücü GÜÇBİRSEN” derken sendikanın gücünün yöneticilerden değil, doğrudan emekçiden kaynaklandığını kabul ediyoruz. Çünkü “Sessiz Kalma, Gücüne Kat” derken çalışana yalnızca üyelik değil, hak arama sürecinin aktif öznesi olma çağrısı yapıyoruz. (gucbirsen.org.tr)

 

Ve nihayetinde GÜÇBİRSEN’in Ziraat Bankası ve finans sektörü açısından ortaya koyduğu esas fark şudur: Biz yalnızca mevcut hakların korunmasını değil, çalışanların gelecekte karşılaşacağı yeni çalışma hayatı gerçekliklerine karşı da örgütlü, bilgili ve hukuken güçlü hale gelmesini hedefliyoruz. Şeffaf, demokratik, katılımcı ve çeşitliliği esas alan; farklı unvanları aynı emek hukukunun ortak paydasında buluşturan; çalışanla sahada temas kuran; hukuki hak arama mekanizmalarını önemseyen ve teknolojik dönüşümün çalışma hayatına etkilerini bugünden tartışan bir sendikal anlayış inşa ediyoruz. (gucbirsen.org.tr)

 

Dolayısıyla bizim açımızdan mesele neden “başka sendika, değilde GÜÇBİRSEN ?” sorusundan önce şu sorunun cevabıdır:

 

Ben nasıl bir sendikal temsil istiyorum?

 

Eğer çalışan, yalnızca toplu sözleşmeden yararlanmak değil; sendikanın yönetiminde ve karar süreçlerinde söz sahibi olmak, hakkını bilen ve gerektiğinde hukuken savunulan bir üye olmak, unvanından bağımsız biçimde eşit emek değeri görmek, sendikasının şeffaf ve hesap verebilir olmasını istemek ve değişen finans sektöründe geleceğin çalışma hayatına ilişkin söz sahibi olmak istiyorsa, GÜÇBİRSEN’in kuruluş felsefesi tam olarak bu ihtiyaca cevap vermektedir.

 

Çünkü bizim anlayışımızda sendika, çalışanın üzerinde duran bir makam değildir.

 

Sendika, çalışanın örgütlü iradesidir.

 

Ve GÜÇBİRSEN’in temel iddiası da tam olarak budur:

 

Hak için birleşmek, emeği örgütlemek ve çalışanların kendi güçlerinin farkına varmasını sağlamak.

 

Bu nedenle GÜÇBİRSEN’e üyelik yalnızca bir sendikaya üye olmak değildir.

 

Kendi emeğiniz, kendi hakkınız ve kendi çalışma hayatınız üzerinde söz sahibi olma iradesine katılmaktır.

 

Yolumuz açık,aydınlık olsun🍀..

GÜÇBİRSEN Banka Finans ve Sigorta Çalışanları Sendikası

 

Kadın Komisyonu Başkanı

Ayşe Özge AKBULUT